
Ateş, geçmişte ısınma, yemek pişirme ve aydınlanma için temel bir araçtı; günümüzde ise doğada ateş yakmak otomatik bir hak veya her yerde uygulanabilir bir kamp davranışı değildir. Yangın mevsimi, alanın statüsü ve yerel resmî kararlar kontrol edilmeden ateş yakılmamalıdır.

Kuru ot, rüzgâr, düşük nem, kıvılcım ve dikkatsizce bırakılan köz küçük bir ateşi hızla büyütebilir. Orman ve makilik alanlarda risk yalnızca ateşin bulunduğu noktadan ibaret değildir; uçuşan kıvılcım ve görünmeyen sıcak közler çevreyi etkileyebilir.

Ateş yakma kararından önce valilik, belediye, millî park, orman işletmesi ve alan görevlilerinin güncel duyuruları kontrol edilmelidir. Yasak veya belirsizlik varsa ateş yakılmamalı; eski bir tabela ya da internet paylaşımı güncel izin yerine kabul edilmemelidir.

Güncel olarak izin verilmiş, düzenlenmiş bir piknik veya kamp alanı olsa bile görevli yönlendirmelerine uyulmalıdır. Ateş çadır, araç, kuru bitki ve ağaçlardan uzak tutulmalı; taşınabilir ekipman ve alanın kendi ocak düzeni dışında yeni bir çukur açılmamalıdır.

Ayrılmadan önce alevin bitmesi yeterli değildir. Közler suyla ıslatılmalı, karıştırılarak yeniden ısı veya duman kalmadığı kontrol edilmeli ve alan görevlisinin talimatı uygulanmalıdır. Rüzgârlı havada ateşi sürdürmek yerine hemen söndürmek gerekir.

Ateş yasağı, kuraklık veya yüksek risk bulunan günlerde soğuk yiyecek, termos ve yalnızca ilgili alanda izin verilen güvenli kamp ekipmanları tercih edilebilir. Alternatif ekipmanın da üretici ve alan kurallarına uygun kullanılması gerekir.
Doğada ateşin tarihî ve pratik bir yeri olsa da güncel seyahatte öncelik yangın riskini azaltmaktır. Resmî izin yoksa ateş yakmamak, izinli alanda ise kurallara uymak ve ayrılmadan önce tamamen söndürmek temel sorumluluktur.