Türkiye'nin En Büyük Gezi Rehberi...
facebook twitter google pinterest tumblr
Gezi Rehberi
» » » Karacaahmet Türbesi Tanıtımı

Karacaahmet Türbesi Tanıtımı

Mezarlık, Evliya, Türbe, Yatır, Dergah, Cem evi. Bol çağrışımlı bir isim. Karacaahmet Mezarlığı, Anadolu yakasının ve Türkiye tarihinin en büyük mezarlığı. Osmanlı geçmişinin ünlüleriyle dolu. Nabi'den Mütercim Asım'a kadar, hatta bir rivayete göre Nedim'e kadar birçok tarihi şahsiyetin mezarına rastlanabilir. En eski yeniçeri ve Bektaşi mezarlığıdır ayrıca.

karacaahmet türbesi
Karaca Ahmet Kimdir?

Evliya desen, yarı efsanevi bir Hacı Bektaş Veli dervişi. Baba erenlerden... Ahmed Yesevi'nin gönderdiği, Horasan'dan Anadolu'ya gelmiş bir Alperen; Fuat Köprülü'nün "kolonizatör Türk dervişi" dediklerinden.

Ermiş, derviş bir de hekim-evliya olarak halkın gönlünde yer etmiş. Sultan unvanıyla anılması o yüzden. Anadolu Müslümanlığında evliya görülenler için bu unvanın kullanılması yaygın bir gelenek.

Onun için, "Acem hükümdarlarından birinin oğlu olup cezbeye düşerek Anadolu'ya geldi" derler.


Horasanlı bir Türkmen beyinin oğlu olmasının dışında hayatına dair pek fazla bir bilgi yok aslında. Miladi 1371 tarihli bir vakfiye senedine göre babasına Süleyman Horasani derlermiş.

Anadolu'da unutulmaz izler bırakmış. İstanbul, Aydın, Manisa, Sivrihisar dahil yedi yerde makamı var. Hacı Bektaş Veli'nin ona; "Karaca'm, Karaca'm... Bir yerde mekanın olsun, kırk yerde çerağın yansın" diye dua ettiği söylenir.

Taşköprülüzade kendisini Orhan Gazi devrinin uluları arasında sayar.

Gelibolulu Ali de "Ol tarihte Rum erenlerinin şöhretli kutbu Karaca Ahmet Sultan idi, çağında elli bin müridi onun emrinin altında idi" diye söz eder.

Hünkar namıyla maruf Hacı Bektaş Veli'nin gözcü babalarından aynı zamanda.

Gözcülük Anadolu Alevi kültüründe 12 hizmetten biridir ve ulu makamlardan sayılır. "Gözcü Karaca Ahmet Sultan" diye de anılır bu yüzden. Cemlerde "Gözcülük" hizmeti de hala onun ismiyle yapılıyor.

karacaahmet-mezarlığı
Anadolu ve Rumeli erenlerinden bir farkı da derviş-hekim olmasıdır. Özellikle de akıl hastalıklarında uzman, hazık bir hekimdir kendisi. Nice tedaviler denemiş ama iyileşememiş dertliler onun eliyle devaya kavuşmuşlar.

Kendisinden sonra da dergahında ardılları tarafından bu gelenek sürdürülmüş. O zamandan bu yana dergahı ve makamı bir "şifa ocağı" olarak anıla gelmiş. Kullanılan tedavi yöntemleri ise su sesi, soğuk duş, musiki ve meşguliyetle terapi gibi oldukça doğal yöntemler.

Devletin ileri gelenlerinden birisinin gözlerindeki hastalığı giderince "Atınla dolaştığın yerler sınır olsun, oraları sana bağışlıyoruz" demişler. O da dergahını oraya kurmuş. Kastedilen yer Üsküdar sırtlarındaki şimdiki dergahın bulunduğu arazi olsa gerek.

Bir başka kayda göre ise bugün dergahın bulunduğu bölge (Çiçekçi, Bağlarbaşı, İbrahimağa) II. Bayezid tarafından Karaca Ahmet Sultan Vakfı'na bağışlanmış. Miladi 1481'de.

Manisa ve Afyonkarahisar'ın fetihlerinde adı geçer. Saruhanoğullarının başı Saruhan Bey'in ordusunda hem hekim, hem de akıncı olarak bulunmuş.
Geyikli Baba, Gözcü Baba, Kartal Baba gibi o da fetihten çok çok önce İstanbul'a gelmiş ve Kadıköy-Üsküdar arasındaki araziye yerleşmiş. Çerağını söndürdüğü yer de burası olmuş.

Doğumu gibi ölüm tarihi de net olarak bilinmiyor. 1371 dolaylarında hala yaşadığı söylenirken yaklaşık 1397'de de Hakk'a yürüdüğüne dair bir rivayet var sadece.

Mezarını, rüyasında gördükten sonra tamir ettirip enikonu bir türbeye çeviren Kanuni'nin kadın efendilerinden, Gülfem Hatun'dur. Gülfem Hatun'un kendisi de bir Bektaşi'dir.

Karacaahmet Dergahı

Karaca Ahmet Türbesi ve Dergahı kendisinden sonra ardılları ve bağlılarınca yapılan yoğun ziyaretlere sahne olmuş. Zamanla bir inanç merkezine dönüşmüş.

Dergah bugün Alevi kültüründe özel ve önemli bir yere sahip; "Düşkünler Ocağı" olarak tanınıyor.

karacaahmet mezarlığı eski foto
Vaktiyle de Osmanlı İstanbul'undaki yirmiye yakın Bektaşi tekkesinden biriydi.

II. Mahmud'un "Vaka-i Hayriye"sine kadar gayet iyi idare ediyordu. Yeniçeri Ocakları kapatılınca onların gönülden bağlı oldukları Bektaşi ocaklarıyla birlikte Karaca Ahmet dergahı da aynı akıbete uğradı. Dergahın, Bektaşi erkanında ve töresinde yeniden faaliyete geçmesi için II. Meşrutiyet dönemini beklemesi gerekecekti.

Osmanlı'nın İstanbul'a gelişine tanıklık ettiği gibi, Osmanlı'nın yıkılış hengamesinde de oradaydı. Milli Mücadele'ye lojistik destek verdi; para, iaşe, silah ve asker sağladı.

Tekke ve Zaviyelerin Kapatılması Kanunu'na mukavemet etmedi. Bu süreçte uyumdan yana oldu daha çok. Hatta tekkenin anahtarları bizzat teslim edildi ve susuldu uzunca bir müddet.

Ondan sonra birçok çileli aşamalardan geçerek bugünlere kadar gelindi. Bugünkü hal ile eski hali arasındaki farkı kıyaslamak oldukça zor.
Dergahın ya da ondan arta kalanların yanında şimdi bir cemevi var. Gölgelik ediyor geçmişine. Mimari olarak hangi gelenekten, pek anlaşılmıyor. Eklektik desen değil. Dili varmıyor insanın bir ekol ismi söylemeye. Seksenli yılların tipik Kur'an kursu mimarisini andırıyor daha çok. Cemevleri de kendi mimari geleneklerini ve anlayışlarını bir an önce geliştirirlerse daha güzel olacak.

1969 yılında kurulmuş olan "Karaca Ahmet Sultan Türbesini Onarma ve Yaşatma Derneği" ile ufaktan ufaktan başlamış cemevi faaliyetlerine. Ondan önce de yıllarca türbeye gelinip kurban kesilir, yapılması gereken yapılırmış, ama hepsi gizli gizli.

Önce 20 metrekarelik bir alanda başlamış etkinlikler. Bugün yaklaşık 2500 metrekarelik bir mekanda hizmet veriliyor. Her hafta binlerce ziyaretçisi var.

Karacaahmet Türbesi / Yatırı

Girişte ziyaretçileri bekçiden sonra Karaca Ahmet Sultan'ın yatırı karşılıyor. Solda derviş mezarları, onların bitişiğinde de küçük bir oda var. Danışma olarak kullanılıyor. Eskiden akıl hastaları bu odada tedavi edilirmiş.

karacaahmet sultan dergahı
Türbeye ya da yatıra, sade bir kapıdan giriliyor. Kapı dar bir koridorun karşısında. İçerisi genişçe bir salon gibi. Bol ışıklı. Üzerindeki kubbe sade. Ortam ferah. Kalınası. Tam ortada heybetli bir sanduka var, yeşil örtülü. Hemen yanı başında da kocaman bir tespih. Yerler halılarla kaplı. Vitrinde, tarihi oldukları belli objeler sergileniyor. Devetüyünden örülmüş bir hırka, tespih, sancak ve birkaç eşya daha... Söylenenlere göre bunlar Karaca Ahmet Sultan'a aitmiş.

HURDA TEFERRUAT/MERAKLISINA

  • Karacaahmet Sultan'ın makamı Alevi kültüründe Hacı Bektaş Veli Dergahı'ndan sonra en geniş kitlenin uğrak yeri olarak kabul ediliyor.
  • Kısıklı'da bulunan Nurbaba Tekkesi de Karacaahmet Sultan himayesindeki bir Bektaşi tekkesidir. 1880 ve 1928 arası İstanbul'un namlı tekkelerindendi. Yakup Kadri Karaosmanoğlu'nun "Nurbaba" isimli romanının da isim ve ilham kaynağıdır.
  • Yine Nuhkuyusu Caddesi üzerinde türbesi bulunan Kartal Baba da, Karaca Ahmet'e bağlı bir Bektaşi babasıdır. Bugün tekkesinin arazisi üzerinde Kartal Baba Camii var. Camii 1970 yapımı.
  • Bir de Karaca Ahmet Sultan'ın atına ait bir mezar söylencesi var. Atın, baba erenler tarafından Horasan'dan Anadolu'ya getirilen bir at olduğu söyleniyor. Atın mezarının, yatırın 100 metre kadar yakınında olduğu sanılıyor. Bu at mezarı altı sütunlu bir kubbenin altında. Burası da ayrı bir ilgi görüyor. Yatırı ziyaret edip dertlerine derman arayanlar olduğu gibi hazretin atından da çeşitli dileklerde bulunanlar var. Burayı ziyaret edenler daha çok; yürüyemeyen veya geç yürüyen çocuklarına şifa arayanlar.
  • Bir rivayet böyle söylüyor. Başka bir rivayet ise II. Osman'ın (Genç) çok sevdiği atı Sislikır ölünce onu buralarda bir yere gömdürdüğü yönünde. Hatta başına bir mezar taşı bile diktirmiş. Hicri takvime göre 1028 tarihli. Bir kaynağa göre zamanla burada bir "At evliyası" kültü bile oluşmuş. Bir dönem İstanbul'un hasta, topal atları, beygirleri, katırları, eşekleri buraya getirilmek suretiyle şifa aranırmış. Şimdi bu at evliyasının mezarı ile Karaca Ahmet'in atının bulunduğu söylenen mezar karıştırılıyor mu acaba diye sorası geliyor insanın. Bu at mezarı bir söylentiden ibaret de olabilir mi? Zira İbrahim Hakkı Konyalı'ya göre de bu altı sütunlu ve kubbeli mezar, Nişancı Hamza Paşa'nın türbesiymiş. Buyurun cenazeye...

Karacaahmet Mezarlığı, Türbesi Nerede?

Bağlarbaşı'ndan Kadıköy'e giderken, Nuhkuyusu Caddesi ile Gündoğumu Caddesi'nin birleştiği köşede. Önünde bir otobüs durağı var.



admin / 22.03.2018 / 0 / 1 545

Yorum Ekleyin


Gezilecek Yerler

Gezi Rehberi

Butik Oteller

Anadolu Yakası’nda Gezilecek Yerler

Anadolu Yakası’nda Gezilecek Yerler

İstanbul’un Asya Kıtasında yer alan topraklarını kapsayan yaka olarak tanım
Rahmi Koç Müzesi Tanıtımı

Rahmi Koç Müzesi Tanıtımı

Rahmi Koç Müzesi; 1994 yılında önemli bir işadamı olan Rahmi Koç’un vermiş
1950 Yılında Yazılmış Uludağ Rehberi

1950 Yılında Yazılmış Uludağ Rehberi

(Bursa Sular idaresi Müdürü İhsan Uzer'in 1950 yılında Uludağ'ı tanıtmak
Kız Kulesi Tanıtımı

Kız Kulesi Tanıtımı

Milattan Önce Yunan komutan Alkibiades tarafından boğaza giriş, çıkış yapan
Aziz Mahmud Hüdayi Türbesi

Aziz Mahmud Hüdayi Türbesi

Aziz Mahmud Hüdayi, sadece Üsküdar'ın değil, İstanbul'un da başta gelen manevi
Termalde Gezilecek Yerler

Termalde Gezilecek Yerler

Binlerce yıldır şifa dağıtan İstanbul’un yanı başındaki Yalova Termal
Bilecikte Gezilecek Yerler

Bilecikte Gezilecek Yerler

Marmara Bölgesi’nde özellikle tarihi ile ön plana çıkan köklü illerimizden biri
Edirne'de Gezilecek Yerler

Edirne'de Gezilecek Yerler

Edirne, ülkemizin Marmara Bölgesi sınırları içerisinde yer alan, sınır
Bursa'da Gezilecek Yerler

Bursa'da Gezilecek Yerler

Bursa büyüklük bakımından Türkiye’de 4. Şehrimizdir. Marmara'nın ise 2. Büyük
İstanbulda Gezilecek Yerler

İstanbulda Gezilecek Yerler

Adına binlerce kitap yazılıp binlerce şiirin döşendiği İstanbul sadece
Bizi Takip Edin!
7.4k
Twitter
8.6k
Facebook
11.2k
İnstagram
1.1k
Youtube
1.6k
Google
1.3k
Pinterest
Abone Olun!
up